26 Aralık 2015 Cumartesi

Beynin Temel Yapısı



İnsan beyni üç ana bölümden oluşmaktadır; arka beyin, orta beyin ve ön beyin. Arka ve orta beyin biyolojik varlığın sürdürülmesini sağlarken, ön beyin duygusal ve düşünsel hayatın düzenlenmesini sağlar. Bu üç yapı her ne kadar birbirinden farklı işlevlere sahip olsalar da  tek bir beyin olarak çalışır ve görevlerini tek bir beynin faaliyeti olarak yerine getirirler.



  Arka Beyin


  Arka beyin, medulla, beyincik ve ponstan oluşur. Arka beyinde bulunan bu üç yapının da hayatı sürdürmek gibi önemli işlevleri bulunmaktadır.

  Medulla (Bulbus ya da soğaniliği): Medulla, omurilik ile beynin birleştiği yerde bulunan hafif şişkin bölgedir. Otonom sinir sistemini kontrol eder yani kalbin atışını, solunumu, kan basıncını. Organizmanın dik durmasına yardımcı olur.  Yaklaşık 3,5-4 cm uzunluğundaki bu yapıda omurilikten çıkan ve beyinden inen sinirler bulunmaktadır. Bu sinirler çaprazlama inerek beynin sağ tarafını vücudun sol tarafına, beynin sol tarafını vücudun sağ tarafına bağlamaktadırlar.

  Beyincik (Serebellum): Beyincik beyin sapının hemen arkasında bulunan bükümlü yapıdır. İçte beyaz, dışta gri cevherden oluşur. Beyin ağırlığının yaklaşık %10'una sahip beyincik, bütün istemli ve istem dışı kas hareketlerinin koordinasyon merkezidir. Duyu organlarından gelen tüm bilgiler ile büyük beyin kabuğundan kaslara iletilmek üzere gelen emirler beyincikte toplanmaktadır. Beyincik kendisine gelen  uyarılar ile emirleri birbiriyle koordine etmekte ve sonucu kaslara iletmektedir. 
  Beyincik, kısaca vücudun denge kontrolorüdür. Bu denge, vücutta cereyan eden motor faaliyetler ve bu faaliyetleri yapan dokuların ahenkli bir şekilde işlenmesini sağlar. Denge, bilhassa yürüme esnasında sağlanır. Ayrıca, ayakta durmayı sağlayan reflekslerin (proprioseptif) üst merkezi, beyinciktir. Motor fonksiyonları (hareket fonksiyonları) iradeli, düzenli yapılır. Ayrıca peşpeşe yapılan takip hareketleri (bir adımın öbürünü takib etmesi) beyincik sayesinde mümkün olur.
  Beyincik hasar gördüğünde isedenge bozuklukları, yürüme ve hareket güçlükleri oluşmaktadır. 

  Pons: Pons diğer adıyla köprü beyinciğin iki lobu ile beyin ve beyincik arasında ilişki kurmaktadır, Solunumla ilgili bölümler burada yer almaktadır.


  Orta Beyin

  Ön ve arka beyinden daha küçük bir yapıya sahip olan orta beyin, ön ve arka beyni birbirine bağlamak ve aralarındaki iletişimi sağlamak temel görevidir. İçinde kişinin görme ve işitme işlemlerini gerçekleştirmesini sağlayan nöronlar bulunmaktadır. 

  Ön, arka ve orta beynin iletişimini gerçekleştiren ve birbirlerinden kopmamasını sağlayan beyin sapı ve retiküler formasyon adlı iki yapıya ev sahipliği yapmaktadır. Bulbus, pons ve orta beynin tümünden oluşan beyin sapı, beynin ortasındaki esas merkezlere bağlıdır. Tüm iç organlarımızı kontrol eder. Otonom sinir sistemiyle bağlantısı vardır ve refleksleri kontrol eder. Bu bölgedeki hasarlar kalbin ve solunumun durmasına yol açabilmektedirler. 

  Retiküler formasyon beyin sapından çıkarak talamusa kadar genişleyen, diğer merkezi çekirdek yapıların üzerinden geçen nöral ağdır. Retiküler sistem, genel uyarılmışlık ve farkındalık halimizi denetlemede önemli rol oynar.


Ön Beyin

  Arka ve orta beyinden daha karmaşık bir yapıya sahip olan ön beyin, talamus, limbik sistem ve beyin kabuğu olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. 

  Talamus: Beyin yarıkürelerin içinde, beyin sapının hemen üstünde sinir hücresi çekirdeklerinden oluşan yumurta biçimli iki öbek talamusu oluşturmaktadır. Talamus çeşitli bölgeden gelen girdileri alır ve yansımaları kortekse yollar. Talamus, kabuğun ana girişlerinin geçtiği yer, her biri yeni kabuğun bir alt bölümüyle ilişkili olacak biçimde yaklaşık iki düzine bölgeden oluşmuştur. Talamus'un her bir bölgesine, bilgileri gönderdiği kabuk bölgesinden bir sürü bağlantı gelir.

  Koku duyusu hariç tüm duyusal uyaranlar talamustan geçer yani duyular için istasyon görevi görür. Çevrede olanlardan haberdar olma, bu durumlara karşı tetikte olma ve dikkat gibi fonksiyonların sağlanması ve düzenlenmesinde de talamus’un önemli bir rolü vardır.

  Hipotalamus: Beynin üçyüzde birini oluşturan hipotalamus, talamus ile hipofiz bezinin ortasında bulunmaktadır. Merkezi sinir sisteminin en çok kan damarları ile örülü kısmı olup bütün organizmanın kimyasal durumuna en duyarlı yeridir. Hipotalamus "heyecan" ve "arzuların" denetlendiği merkezdir. Cinsel davranş, yeme, içme vb istekler bu merkez tarafından yönetilir. 
  
  Vücut dengesini sağlar, eğer vücut çok ısınırsa, hipotalamus bunu algılar ve derideki kapilerdamarların genişlemesini sağlar, bu da vücudun soğumasına yol açar. Aynı zamanda hipofiz bezini de kontrol eder.

  Limbik Sistem: Ön beyin ile beyin sapının yukarısında yer alan limbik sistem nöron ağından oluşur. Limbik sistem koku alma, beslenmeyi düzenleme, korku, heyecan ve cinsel duyguları yaratma, koruma ve saldırı dürtülerini ve davranışlarını yönetme gibi işlevleri yerine getirir. 
  
  Amigdala ve hipokampus, limbik sistemin önemli birer parçasıdır. Amigdala, öğrenilmiş davranışları ve heyecanları kontrol eder. Hipokampusun ise öğrenme ve hafıza olaylarında önemli rolü vardır. Hipokampus kısa süreli belleğe gelen bilginin uzun süreli belleğe dönüştürülerek kalıcı hale gelmesini sağlar. 

  Beyin Kabuğu: Korteks, kalınlığı 2- 6 mm arasında olup beynin yarımkürelerinin dış yüzeylerini kaplamaktadır. Yeni doğanda düz bir yüzeye sahipken beyin geliştikçe kıvrımlar oluşur ve korteks genişler. 

  Korteks, düşüncenin merkezidir. Görme, işitme, konuşma, yaratma, düşünme gibi üst düzey zihinsel fonksiyonları yönetir. Tüm duyularımız aracılığı ile algıladıklarımızı bir araya getirip "anlam" ürettiğimiz merkez burasıdır. 

17 Aralık 2015 Perşembe

Enneagram | Mizaçlarına Göre Ünlüler

enneagram ünlüler


Enneagram Tip 1: Mükemmeliyetçi



Tip 1'lerin Bazı Özellikleri: Mükemmeliyetçi, Kuralcı, İdealist, Rasyonel, Detaycı, Düzenli, Eleştirel, Akılcı, Güvenilir, Ahlaklı, Titiz, Adaletli, Müdahaleci




Tip 1'lerin Ünlü İsimleri: Ahmet Necdet Sezer, Ajda Pekkan, Ali Eyüboğlu, Charles Dickens, Cihan Ünal, Emre Kongar, Erol Evgin, Harrison Ford, Hillary Clinton, Jodie Foster, Johann Sebastian Bach, John Paul II, Mahatma Gandhi, Margaret Thatcher, Merly Streep, Murathan Mungan, Mehmet Akif Ersoy, Noam Chomsky, Rahmi Koç, Vehbi Koç, Zeki Müren







Enneagram Tip 1: Mükemmeliyetçi ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.

Enneagram Tip 2: Yardımsever


Tip 2'lerin Bazı Özellikleri: Yardımsever, Şefkatli, Duygusal, Sıcakkanlı, Dışa Dönük, Cana Yakın, Alıngan, Israrcı, Sevecen, İlgi Çekici, Fedakar, İletişim Yeteneği Güçlü, Sitemkar






Tip 2'lerin Ünlü İsimleri: Acun Ilıcalı, Adile Naşit, Barbara Bush, Beyazıt Öztürk, Eleanor Roosevelt, Florence Nightingale, Hakan Şükür, Hz. İsa, Mahsun Kırmızıgül, Monica Lewinsky, Müge Anlı, Prenses Diana, Rahibe Teresa, Seda Sayan, Sezen Aksu, Sunay Akın, Türkan Saylan





Enneagram Tip 2: Yardımsever ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.

Enneagram Tip 3: Başarı Odaklı



Tip 3'lerin Bazı Özellikleri: Başarı Odaklı, Hırslı, İmaj Düşkünü, İçten Motivasyonlu, Aktif, Kendine Güvenen, Rekabetçi, Pratik, Azimli, İş Odaklı, Duygularını Yadsıyan





Tip 3'lerin Ünlü İsimleri: Ali Sabancı, Andrew Lloyd Webber, Andy Warhol, Arnold Schwarzenegger, Bill Clinton, Carl Lewis, Demet Akalın, Demi Moore, Elvis Presley, George Wahington, Hülya Avşar, Jane Pauley, Kobe Bryant, Lance Armstrong, Madonna, Mehmet Öz, Michael Jordan,Muhtar Kent, Oprah Winfrey, Raquel Welch, Sharon Stone, Tansu Çiler, Tom Cruise, Tony Robbins, Yılmaz Erdoğan




Enneagram Tip 3: Başarı Odaklı ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.



Enneagram Tip 4: Özgün



Tip 4'lerin Bazı Özellikleri: Özgün, Gururlu, Hassas, Yoğun Duygusal, Bireysel, İçten, Farklı, Empatisi Güçlü, Melankolik, Kırılgan, Dramatik, İncinebilir





Tip 4'lerin Ünlü İsimleri: Ahmet Altan, Albert Camus, Aysel Gürel, Bob Dylan, Can Dündar, Candan Erçetin, Coco Channel, Edgar Allan Poe, Elif Şafak, Hande Ataizi, Ingmar Bergman, Johnny Deep, Judy Garland, Marcel Proust, Marlon Brando, Miles Davis, Mümin Sekman, Nil Karaibrahimgil, Okan Bayülgen, Orhan Pamuk, Steve Jobs, Tarkan, Teoman, Vincent Van Gogh, Virginia Woolf





Enneagram Tip 4: Özgün ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.


Enneagram Tip 5: Araştırmacı



Tip 5'lerin Bazı Özellikleri: Araştırmacı, Objektif, İçe Dönük, Çekingen, Mesafeli, Salt Akılcı, Mantıklı, Gözlemci, Detaycı, İletişimi Zayıf, Bilgiye Değer Veren





Tip 5'lerin Ünlü İsimleri: Agatha Christie, Albert Einstein, Alfred Hitchcock, Ali Nesin, Bekir Coşkun, Bill Gates, Carl Gustav Jung, Charles Darwin, Clin Eastwood, David Lynch, Franz Kafka, Friedrich Nietzsche, Isaac Asimov, John Cage, Kaan Kural, Karl Marx, Murat Belge, Sigmund Freud, Stanley Kubrick, Stephen Hawking, Stephen King, Tim Burton, Uğur Dündar, Uğur Mumcu, Umberto Eco, Ursula K. Le Guin





Enneagram Tip 5: Araştırmacı ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.

Enneagram Tip 6: Sorgulayıcı


Tip 6'ların Bazı Özellikleri: Sorgulayıcı, Şüpheci, Sadık, Kontrolcü, Titiz, Karasız, Uyumlu, Ön Yargılı, Gözlemci, Düşünüp Hareket Eden, Kurallara Uyan, Görev Odaklı





Tip 6'ların Ünlü İsimleri: Adolf Hitler, Ahmet Çakar, Ali Kırca, Bülent Arınç, Devlet Bahçeli, Diane Keaton, Fatih Altaylı, Helen Hunt, Hıncal Uluç, Julia Roberts, Kemal Kılıçdaroğlu, Malcolm X, Mel Gibson, Nazlı Ilıcak, Robert F. Keneddy, Sultan Abbdülhamid, Tom Hanks, Woody Allen





Enneagram Tip 6: Sorgulayıcı ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.


Eneagram Tip 7: Maceracı


Tip 7'lerin Bazı Özellikleri: Maceracı, Neşeli, Meraklı, Pozitif, Dışa Dönük, Aktif, Hayal Gücü Geniş, Sabırsız, İyimser, Sorumsuz, Çabuk Sıkılan, Özgür Ruhlu





Tip 7'lerin Ünlü İsimleri: Ayşe Özyılmazel, Barış Manço, Benjamin Franklin, Cameon Diaz, Cem Yılmaz, Coşkun Aral, Elizabeth Taylor, Evliya Çelebi, Gianni Versace, Goethe, Jack London, Jim Carrey, Kate Winslet, Kenan Doğulu, Lary King, Leonardo DiCaprio, Marco Polo, Mozart, Serdar Ortaç, Steven Spielberg, Şahan Gökbakar




Eneagram Tip 7: Maceracı ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.


Enneagram Tip 8: Meydan Okuyan


Tip 8'lerin Bazı Özellikleri: Meydan Okuyan, Lider, İddialı, Güçlü, Cesaretli, Kararlı, Güvenilir, Adaleti Dağıtan, Açık Sözlü, Çabuk Öfkelenen, Sert, Samimi





Tip 8'lerin Ünlü İsimleri: Al Capone, Ann Richards, Aristotle Onasis, Aziz Yıldırım, Barbara Walters, Ernest Hemingway, Ernesto Che Guevera, Fatih Terim, Fidel Castro, Hz. Ömer, John Wayne, Kadir İnanır, Kaddafi, Orhan Gencebay, Pablo Picasso, Recep Tayyip Erdoğan, Saddam Hüseyin, Stalin, Yavuz Sultan Selim





Enneagram Tip 8: Meydan Okuyan ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.


Enneagram Tip 9: Barışçı


Tip 9'ların Bazı Özellikleri: Barışçıl, Uyumlu, Sakin, Sabırlı, İnatçı, Hareketsiz, Saygılı, Alçakgönüllü, Uzlaşmacı, Pasif Dirençli, Huzur Veren, Tavizkar





Tip 9'ların Ünlü İsimleri: Abdullah Gül, Abraham Lincoln, Ata Demirer, Barrack Obama, Bülent Ecevit, Dalai Lama, Deniz Seki, Hulusi Kentmen, Keanu Reeves, Kevin Costner, Marshall Eriksen, Nelson Mandela, Rıdvan Dilmen, Turgut Özal, Walt Disney, Yıldız Tilbe




Enneagram Tip 9: Barışçı ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.

15 Aralık 2015 Salı

Jung'un Kişilik Kuramı

jung
Carl Gustav Jung

Jung’un ruh kavramı dinamik, sürekli, hareket halinde olan ve aynı zamanda kendi kendini düzenleyen bir sistemdir. Bu sistemi canlı tutan ruhsal enerji libido’dur. Jung, bireyi kendini yenilemeye çalışan ve yaratıcı bir gelişim içinde bulunan bir varlık olarak görür. Kişilik gelişiminde ırk ve soya çekim kavramları oldukça önemlidir.
  Jung da bireyleri sınıflamaya çalışmış, içe dönük-introvert ve dışa dönük- extravert diye ikiye ayırmıştır.
  Her insanda kişilik ya içedönük, ya da dışa dönüktür. İçe dönük tip kendi içine kapanık ve dış dünyanın etkisini kabul etmeyen bir tiptir. Dışa dönük tip ise dış dünyaya açık bir kişiliktir. Uyaranları çevreden gelir. Her bireyde bu iki eğilim birarada bulunur. Ama her zaman bir tanesi ağır basar. Jung kişiliğin dört ana işlevini de tanımlamıştır. Bunlar:
■ Duyuş: Duyu organlarıyla (görme, işitme, algılama, koku, tat) algılamadır. 
■ Hissetme: Kendisini ve başkasını değerlendirme yeteneğidir.
■ Düşünme: Mana ve kavrayıştır. 
■ Sezgi: Bilinçli olarak kavrananın dışında gerçeğin farkedilmesidir.

Jung bundan hareketle sekiz tür içe ve dışa dönük tip tanımlamıştır.

  • Dışadönük Düşünen Tip: Nesnel düşünceler ön plandadır. Enerjisini öğrenmeye ve dış dünyayla  ilgili bilgi toplamaya harcar. Olguları kesinlikle kuramlara yeğler. Bu mühendis veya doktor tipidir. Yasa ve ahlak gibi konularda çok sertleşebilir.
  • İçedönük Düşünen Tip: Aşırı durumlarda kişinin kendine yönelik araştırmaları sırasında gerçeklik hissi kopabilir. Kendini duygularından korumak için onları bilinçaltına itmiştir. İnsanlar onu pek ilgilendirmez. İnatçı ve gururludur. Somuta yönelebilme gücüne sahip olmasına karşın, fikirleri içsel olarak izler. 
  • Dışadönük Duygusal Tip: Duygular düşüncelere egemendir. Duygusal tepkileri oynak ve değişkendir. Düşünce işlevleri iyi gelişmemiştir. Sevgileri kolayca nefrete dönüşebilir.  Hava iyi olduğunda kendini iyi hisseden kötü olduğunda ağlayacakmış gibi hisseden bir yapıya sahiptir. Kolaylıkla etki altında kalır, konuları duygu aracılığı ile gözden geçirir. 
  • İçedönük Duygusal Tip: Duygularını dış dünyadan saklayan, ilişki kurması güç insanlardır. Melankolik olmalarına karşın dışarıdan kendilerine yeten kişi izlenimi de verebilirler. Derin veyoğun duyguları nedeniyle zaman zaman patlamalar yaşayabilirler. Yüzünde umursamazlık maskesi taşır. sakin ve pek kuşkulu bir hali yokmuş gibi gözükür. Dışa vuran hiçbir heyecan belirtisi yoktur. Fakat içi tutkularla dolup taşar. Jung’a göre kadınların çoğu bu gruba girer.
  • Dışadönük Duyusal Tip: Gerçekçi pratik, aklına koyduğunu yapan kişidir. Zevk ve heyecan verici şeyleri severler ama duyguları yüzeyseldir. Dış dünyadan gelen uyarımlara dönük yaşarlar. Buna bağlı olarak ilaç bağımlılığı ve cinsel sapmalar sıkça görülür. Salt bir gerçekliğe ve nesnelliğe sahiptir. Ancak olaylarda, iyi cins bir şarap, güzel kadınlar gibi somut şeyleri görür. Hiçbir şey için kendini üzmez. Bir denemeden diğerine kolayca geçer. Sokaktaki rastladığımız insanların büyük bir bölümü bu gruba girer. 
  • İçedönük Duyusal Tip: Dış dünyadan uzak durmayı tercih ederler, kendi duyularına yönelirler. Sakin, edilgin, davranışlarını denetim altında tutan biri izlenimi verirler. Duygu ve düşüncelerindeki kısırlık nedeniyle insanların ilgisini çekmezler. Herhangi bir etkinin onda ne tür bir tepki yaratacağını öngörmek olanaksızdır. Tepkisi de dış gerçeğe bağlı değilmiş gibidir.
  • Dışadönük Sezgili Tip: Oynak ve tutarsız bir yapıya sahiptir. Yenilikleri izlemeye çalışırlar ancak uzun süre konsantre olamazlar. Bunun nedeni düşüncedeki kısırlıktan ötürü sezgilerine göre davranmalarıdır. Sezgiyle doğar ve yaşar. Başarmak için herşeyi dener. Bunu bilinçsizce yapar. Bu tipteki insan kendisine uygun düşen toplumsal çevreyi, ne giymesi gerektiğini, nasıl konuşulacağını hissederek bilir. Bu tür erkek ticarette, borsa oyununda, politikada başarılı olabilir.
  • İçedönük Sezgili Tip: Genellikle çözülmesi güç bir tip gibi algılanır. Kendisine göreyse değeri anlaşılmamış bir dahidir. Dış gerçeklikle ilişkisi olmadığından insanlarla iletişim kuramaz. Anlamını bilmediği imgeler dünyasında yaşar ancak imgelere ilgisi de sürekli olmadığından bir sonuca ulaşamaz.  Mistik ve ölümsüz şair tipini canlandırır. Hayal sınırsızdır. Başkalarını, fikirlerinin güzelliğine inandırma çabası içine girebilir veya kimsenin onu anlamadığına karar verir. 
  Jung, bu karakter tiplerinin fazla gelişmiş bilinçli tutumları ve bastırılmış bilinçdışı tutumları içerdikleri, dolayısıyla uç örnekler olduklarını işaret eder. Gerçekte insan ya içe ya da dışa dönüktür. Dört işlevden biri diğer üçüne göre bilinçli dünyasına egemendir. Jung bunu birincil işlev olarak adlandırır. Bunun yanı sıra birde yardımcı işlev vardır. Y. işlev birinci işleve himet eder ve bağımsız değildir. Bu nedenle B. işleve karşı çalışmaz.

  Jung'un tipolojisi, insanların sınıflandırılamayacağını savunanlarca ağır şekilde eleştirilmiştir. Oysa Jung da temel olarak insanın kendine özgülüğüne inanır. Onun anlatmak istediği insanın bu sekiz kategoriden birine ait olduğu değil; bilinç ve bilinçdışı düzeylerdeki tutum ve davranışları farklı bir dağılım gösterdiğidir.

  Jung'a Göre Kişilik Yapısı

   Jung’a göre kişilik birbirleriyle etkileşimde bulunan çok sayıda sistemden oluşur. Bu sistemler sürekli etkileşim halindedir. Bu sistemler ego, kişisel bilinaltı, kollektif bilinçaltı ve arketiplerdir. Birbirine bağlı olan bu sistemlerin, içedönüklük-dışadönüklük tutumları, duygu, seziş ve düşünme işlevleri vardır. Son olarak da bunların bileşimi olan bütünleşmiş kişiliği oluşturan benlik vardır.

1. Ego 

Ego bilinçli zihin örgütüdür. Bilinç düzeyindeki algılardan, anılardan, düşünce ve duygulardan oluşur. Ego, bir düşünceyi, bir anıyı ya da bir duyguyu seçmedikçe kişi bunların varlığından haberdar olmaz. Ego son derece seçicidir. Ego, kişiliğin, kimliğin ve tutarlılığın sürdürebilmesini sağlar. Egonun seçiciliği sayesinde biz, bugün, dünküyle aynı insan olduğumuzu hissederiz. Güçlü yaşantılar egonun kapılarını zorlayarak bilince ulaşır, zayıf olanlar geri çevrilir.

2. Kişisel Bilinçaltı 

Ego’ya komşu olan bölgedir. Burada bilince hiç ulaşamamış ya da ulaştıktan sonra çatışma yarattığı için bastırılmış ve geri gönderilmiş yaşantılar bulunur. Bu yaşantılar oldukça güçsüzdür. Kişisel bilinçaltı içeriğinin bazı kısımları, kendilerine gerek duyulduğunda kolayca bilince ulaşırlar. Gerçekte egoyla bilinç arasında iki yönlü bir trafik bulunur. Örneğin, bir insan dostlarının isimlerini bilir, ama bu isimler sürekli olarak bilinç düzeyinde bulunmazlar, gerektiğinde oraya gelirler. Kişisel bilinçaltında depolanan yaşantılar rüyalarda da ortaya çıkar.

3. Kollektif Bilinçaltı ve Arketipler

Kollektif bilinçaltının içeriği, insanın yaşamı süresince, hiçbir zaman bilinçte yaşanmamıştır. Kalıtımsal bir nitelik taşır. Kollektif bilinçaltında insanın insan olma evresine ulaşmadan önce geçmişinden getirdigi gizli bellek kalıntıları vardır. Jung’un kollektif bilinçaltı kavramında arketiplere rastlamaktayız. Arketip, duygusal yönü güçlü, kalıtımla gelen evrensel bir düşünme biçimidir. Deneyimlerden oluşmuştur. Arketip, semboller ile belli bir biçimde algılama ve bu algılamaya uygun bir biçimde davranmaktadır. Örneğin anne arketipi önce bir anne simgesini oluşturur, sonra bu kavram gerçek anne ile özdeşleşir. Çocuğun annesiyle olan yaşantısından da etkilenir. Kollektif bilinçaltında bulunan belli başlı arketipler şunlardır:

  • Persona: Persona toplumun onayını sağlamak amacıyla, bireyin dış dünyaya karşı taktığı maske ya da takındığı kimliktir. Bu kişinin yaşamını sürdürebilmesi için zorunludur. İnsanlarla iyi geçinmemizi, hatta hoşlanmadığımız kişilerle birlikteyken bile dostça takındığımız tutumlar çıkarlarımızı korumak için takındığımız tutumlar, buna örnek gösterilebilir. 
  • Anima ve animus: Fizyolojik olarak bir kişi gerçekte iki cinsellidir. Her iki cinsin hormonları birlikte bulundurur. Ancak biri diğerinden daha baskın olarak salgılanmaktadır. Erkeğin dişi arketipi anima dır. Erkeğin tam anlamıyla erkek olmadığını ileri sürmek çelişik ve rahatsız edici olabilir. Jung’a göre her erkekte doğuştan bir kadın imgesi vardır ve o erkeğin bilinçdışında bazı değerlerin oluşmasına neden olur. Erkek buna göre seçim yapar, kimi kadını beğenir, kimisine istek duymaz. Erkek çocukta animanın ilk yansıdığı kişi anne, kız çocukta animusun yaşadığı kişi babadır. Animus kadınlarda erkeklerdeki animanın karşılığıdır. Yani kadının erkek arketipidir. Kadın animusun gücü sayesinde erkeği anlayabilir.
  • Gölge: Jung insanın kendi cinsiyetini temsil eden ve kendi cinsinden olan kişilerle ilişkilerini düzenleyen arketipe gölge adı vermiştir. Gölge ısrarcıdır. Ego ve gölge işbirliği yaptıklarında kişi kendi yaşamını dolu hisseder. Gölgenin reddedilmesi kişiliğin sönük kalmasına neden olur.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...